Unterstützung des Wahlboykotts von türkischem MigrantInnen-Verein: „Bu Oyunu Bozacağız!“

Der demokratische und antiimperialistische  Verein „ATIGF“*, der sich vor allem für die Interessen der migrantischen ArbeiterInnen und Jugendlichen aus der Türkei und Kurdistan in Österreich einsetzt, ruft zum Wahlboykott auf. Gerne veröffentlichen wir ihre Stellungnahme dazu auf Türkisch.

Burjuva Partilerin Seçim Aldatmacasına, Sosyal Hak Gasplarına, İşsizliğe, Irkçılığa karşı mücadeleyi büyüterek!

Bu Oyunu Bozacağız!

Seçimlerin hiç bir soruna çare olmadığı/olamayacağı her seçim sonrası ispatlanmaktadır. Ancak egemen sınıf kliklerin bitmek bilmeyen mücadelesi ve kitleleri dolgu malzemesine dönüştürmesi, tekrar eden seçim oyunlarına yol açar hale gelmiştir. Çürümüş ve yozlaşmış emperyalist kapitalist sistem içerisinde sürekli yaşanan yolsuzluklar dizisinin bir örneği olan skandal bir videonun yayınlanmasıyla Avusturya’da tekrardan “BASKIN” seçimler gündemde. Hırsızlık ve yolsuzluklar tüm partilerde yaşanmasına ve yaşanan bu sorunlardan sorumlu olanların kendilerini aklamak ve emekçi kitlelere onaylatarak tekrardan yollarına devam etmek istemesinden başka bir durum değildir.

ÖVP-FPÖ koalisyon hükümeti de önceki koalisyonlar gibi tam hız işçi sınıfı ve emekçi düşmanı politikalarını hayata geçirirken yaşanan skandalla birlikte kitlelerden gelebilecek tepkilerde göz önüne alınarak derhal yeni bir seçime gitmek durumunda kaldı. Kitlelerin sisteme ve burjuva partilerine karşı oluşan güvensizlikleri seçimler yoluyla tekrardan törpülenmek, seçimlerle sömürü ve hak gasplarının devamı için yeniden güven tazelemek istenmektedir. Koalisyon hükümetinin bugüne kadar uyguladığı politikalar ve bu politikaların sonuçları doğru okunduğunda önümüzdeki sürecin aynı politik yönelimlerle devam edeceği hatta daha da sertleşerek yeni sömürü ve baskı yasalarıyla sürdürüleceğini göstermektedir. Bu kapsamda yeni polis vazife kanunu, emeklilerin haklarını gasp etmeye yönelik yeni sosyal yıkım yasaları, 12 saat işgünü ve zorunlu entegrasyon uygulaması gibi bir çok faşizan yasa ve saldırıların ön plana sürüldüğü ve devam ettirilmek istendiği bir sürece girilmektedir.

Avusturya egemenlerinin dünya konjonktüründen bağımsız olmayan bu tavırları, sermayenin daha fazla kar ve sömürüye odaklı planlarının daha katı bir şekilde uygulamasını ve bunu sağlayacak geniş emekçi kitlelere onaylatılmış bir hükümete ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun dışında yapılan seçim vaatleri ve propaganda koca bir yalandan ibarettir. Saldırılardan fazlasıyla mağdur olan kesimlerin başında göçmenler gelmektedir. Göçmenlere yönelik ırkçılık ve ayrımcılık yaşamın her alanında hissedilmekte, saldırılar artarak sürmektedir. Bu saldırılar ırkçı faşist partilerin açık kışkırtması sosyal demokrat ve yeşiller gibi sermaye partilerinin dolaylı desteğiyle sürekli büyümektedir. Irkçı ve ayrımcı politikalar anayasada başlamakta yabancılar yasası ile göçmenler seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakmaktadır. Bu anlamda seçim sistemi anti demokratik, ırkçı ve ayrımcı bir politika üzerinden yükselmektedir.

Anayasadan kaynaklı Avusturya vatandaşı olmayan göçmenlerin seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması önemli bir kitlenin siyasi iradesini seçimlerde yansıtamamasını beraberinde getirmektedir. Avusturya’da yaşayan çalışan, vergi veren ve yaşamlarını burada sürdüren geniş bir kitlenin seçimlere katılamaması anti demokratik ve gericidir. Vatandaşlık almış göçmenler ise göstermelik olarak seçimlere katılmaktadır. Öyle ki seçim listelerinde göçmenlere verilen sıralamalar ya göçmenlerden destek alacak mahiyette olmakta ya da listelerin sonunda göstermelik olarak adaylar gösterilmektedir. Özellikle bu durumda “ilerici” diyebileceğimiz adayların kazanamayacakları yerlerden listelere yerleştirilmeleri burjuva partilerin göçmenlerin desteğini almaya, ancak göçmen adayların seçilme ve parlamentoda bir temsiliyet alamayacakları şekilde düzenlenmektedir. Göçmen kurumları bu haksızlığa karşı aktif tutum almalı ve teşhir etmelidirler.

Tüm bu gerçekler ışığında seçim tiyatrosunun bu kadar boşa düştüğü, filmin başından itibaren sonunun da anlaşıldığı bu senaryo söz konusudur. “Demokratik” bir duruş adına, “demokrasinin desteklenmesi” adına yeni saldırı yasalarını onaylayacak “yeni” hükümetin fiilen meşrulaştırılması çabası içindedirler. Emekçiler bu şekilde duruma razı edilmeye, “siz seçtiniz, kazandınız veya kaybettiniz, razı geleceksiniz” cevabını sindirmeye çağrılıyor. Seçimler kitlelerin politikaya ilgilerinin arttığı süreçler olmaktadır. Ancak bu süreçte Avusturya egemenleri ciddi yönetme krizi içindedir. Bu krizi, emekçi halkların birbirine düşman edildiği, göçmen adayların en azından ilerici talepleri dillendirmesi için değil düzen partilerine göçmen kanını taşıması için listelere alındığı bu oyuna dönüştürmüşlerdir. Tüm Avusturya devrimci, demokrat çevreleri ve kişileri bu seçimlerde oy kullanmamaya, Avusturya egemenlerinin bu oyununu kabullenmemeye, yaşadıkları her alanda bu oyunu teşhir etmeye çağırıyoruz. Seçim aldatmacasına hayır!

*Föderation der Arbeiter und Jugendlichen aus der Türkei in Österreich